kendi kararlarımız doğrultusunda ilerlerken - yüzeysel olarak tabi, özünde yok kendi kararımız falan - yaptığımız şeyin doğruluğundan ya da ne bileyim yapılması gerekliliğinden, belki de sadece yapmak istediğimizden eminizdir. peki bu eminlik, bize olması gereken sakinliği, o gerçekleştirdiğimiz davranışı sergilerken ayrıca göstermemiz gereken olgunluğu da yanında getiriyor mu, hayır maalesef. zaten çevresel nedenlerle yapmış olduğumuz şey - ne ise artık -, çevreye yönelik gösteriş olmakla kalmıyor ki kalsa bu bile şahane, bi' de yaparken, daha gerçekleştirmeden herkese kanıtlama isteğiyle yanıp tutuşup, celallenip, heyecanlanıp, böbürlenip - afedersiniz - sıçıp batırıyoruz. ha, sonunda yapıyor muyuz, belki. her şey ortaya çıkmadan bahsetmek bile yeterli gereksizliği sağlarken bi' de bunca şey, yapsak bile değersiz kılıyor sonucu. neyse, ben burada sözü bir budist rahibe bırakmak istiyorum. vietnamlı rahip, 1963 yılında din adamlarına kötü davranılmasını protesto etmek için, kendini feda eden bir yöntem seçmiş. rahip, oturup kendini ateşe vermiş ve ölene kadar ne kımıldamış, ne de bir ses çıkarmış. bu davranışının doğruluğu tartışılır tabi, ama benim için yaptığı da, insanüstü dinginliği de, onun için herkesin gözyaşı akıtmasına değdiği yönünde. bu kare canınızı acıtabilir, sizi rahatsız edebilir, ya da içinizi yakabilir. ancak bu rahip, yaptığıyla, tavrıyla acısının o öldükten sonra da paylaşılmasını hakediyor...
fotoğraf: Malcolm W. Browne
Etiketler: fotoğraf, Malcolm W. Browne, rahip